Arşiv

Posts Tagged ‘YSK’

Bindik bir alamete!

Mart 29, 2009 Yorum yapın

sham elections

Sorumlu ve biraz da meraklı her vatandaş gibi biz de televizyonun başından ayrılamıyoruz son birkaç saattir. Bu durumdan en çok da bağırsaklarım muzdarip! Şaka bir yana, bu blogun ruhuna uygun olmadığı için parti ve aday ismi zikretmeyeceğim. Tek endişem, son yarım saattir televizyonlar ve çeşitli adaylar tarafından beynimize kazınan ”aksaklıklar” ve ”sıkıntıların” tam bir seçim rezaletiyle sonuçlanabilecek olması ihtimali.

Bazı semtlerdeki sandıklardan elde edilen bilgilerin YSK’ya ulaşmaması, bu semtlerin bazılarında elektriklerin (her halde birileri tarafından bilinçli olarak) kesildiği iddiaları ve partililerin benzer durumlar karşısında uyanık olmaları yönündeki çağrılar, önümüzdeki günler ve hatta haftalar boyunca Türkiye’nin gündemini meşgul edecek konular hakkında hiç de olumlu sinyaller göndermiyor.

Biraz da hayalgücümün yardımıyla düşünebildiğim iki uç senaryoyu paylaşmak istiyorum.

  1. Birinci ve iyimser senaryo: Yukarıda bahsettiğim iddilar, açılan sandık sayısı arttıkça yerini yavaş yavaş sükunete bırakır. Özellikle İstanbul ve Ankara  gibi kritik şehirlerde Büyükşehir Belediye Başkanlıkları şaibeye yer bırakmayacak farklarla kazanılır ve nispeten gergin geçen birkaç saatin ardından herşey normal bir seçim sonrası olması gereken haline döner.
  2. İkinci ve karamsar senaryo: Yukarıdaki iddialar, saatler ilerledikçe iyice körüklenir, parti teşkilatları sahip olduklarını iddia ettikleri verileri iyice çarpıtarak yandaşlarını galeyana getirir. Artık bu noktadan sonra, yolsuzluk iddiaları havada mı uçuşur, gençlik kolları adı altında örgütlenen bıçkın delikanlılar sandık mı basar, farklı siyasi gruplar arasında sopalı, bıçaklı ve hatta düpedüz silahlı meydan muharebeleri mi çıkar, mesele Anayasa Mahkemesi’ne götürülür de Türkiye uluslararası boyutta bir seçim rezaletiyle mi gündeme gelir, orası size kalmış.

Umalım da, Zimbabve vari seçim hikayelerinin kaynağı olmasın Türkiye. Bir beş sene daha yollar rezil olsun, her yağmurda seller aksın, şehirlerimiz çirkin, kirli ve kasvetli betonarme yığınları haline gelsin çok daha iyidir!

Vatandaşım, vatandaşsın, vatandaş…

Mart 29, 2009 Yorum yapın

seçmen kartım

İlk kez yerel seçimlerde oy kullandım bugün. Zaten her gün, kafana estikçe kullanamıyosun dimi? Dur bi gideyim Çankaya belediye başkanını değiştireyim şeklinde işlemiyo sistem. O yüzden isabet olmuş bugün kullanmam. Geçen genel seçimle birlikte de ikinci kez oy kullanmış oldum. Hayırlısı olsun! Kullanan diğer herkesin de oyu hayırlı olsun tabi ki. Ha, gittin hayırsız uğursuz bir adam/adamlara verdiysen oyunu, evet mührünü yıllardır hizmet adına bir halt yapmadığı aşikar olan bir ismin altına bastıysan, hayırlı olmasını pek bekleme. Kendi siyasi görüşümü yansıttığı için söylemiyorum ama şu an itibariyle 159 bine yakın kişinin tıklayarak destek verdiği şu oluşum bu fikrin başka biçimde vücuda gelmiş hali bana göre.

Neyse, seçim yasaklarına takılmadan devam edelim. Aylardır mahalle muhtarına gidip ”ben artık burda yaşıyorum” diyemediğim için genel seçim zamanından kayıtlı olduğum yerde, yani okulda kullanmak durumunda kaldım oyumu. Git gel biraz vakit aldı ama çok da kötü olmadı hani. Arkadaşları falan gördüm, öyle çok da beklemedim. En fazla 15 dakika. Buraya kadar herşey güzel de, görevli arkadaş niye beni sıra numaramı öğrenmek için listenin asılı olduğu yere yolladı anlamadım? Demiyo musunuz T.C. kimlik numaralı nüfus cüzdanı yeterli hede hödö diye günlerdir? Ayrınca o liste soyadına göre alfabetik! Ordan ha 148 numarayı bulmuşsun, ha benim soyadımı? Yapsan nolacak? Gıcık.

Ayrıca ne ilkel bir sistemdir nan? Yok mürekkep bulaşacak, aman güzel katlayayım da sandıklar açıldığı vakit mührü Ahmet’e mi bastım Cemal’e mi koklattım hemen anlaşılsın. Neyse ki bu gibi sorunlar yaşayan tek ülke biz değiliz. 2000 yılında, Geogre W. Bush’un ilk kez başkan seçildiği seçimlerde Florida ve Teksas eyaletlerinde de ”dimpled chads” vakası meydana gelmişti. Bu amcamlar, o zamanlar kime oy verdiğini belli etmek için pusula da işaretli bi yeri dürtüyolardı delgeç misali. Kopup düşmesi gereken parçalardan (chad dediği amerikalının) bazıları asılı kalınca ve hatta bazılarında sadece bi zorlama izi oluşunca ortalık epey karışmıştı. Sonuçta ne oldu dersen; falsolu oyların alayını saydılar, Al Gore’a yazık ettiler. O oldu. Velhasıl, zor mesele seçim.

Çankaya ve Ankara Büyükşehir Belediye için oyumu kime verdiğimi burdan ilan etmenin manası yok ama muhtar meselesinde sıkıntı görmüyorum. Zaten pusulası falan da yok, sevimli gibi muhtar zarfı. Diğerlerinden ayrı gibi. Sanki bi ilçe, bi büyükşehir belediye bi de Ankara lolipop ve oyuncak merkezi için oy veriyomuşsun gibi. Tamam o kadar olmasa da, daha bi hafif. Kabul edelim. Sandık başında öğrendim ki, zaten iki tanecik aday varmış (cık cık cık, sorumsuz seçmen!). Biri, halihazırda Üniversiteler Mahallesi Muhtarı olan Hamdi Sözeri. Zaten kampüsün içindeki kebapçıdan da biliyoruz ismini. Diğeri aklıma bile kalmamış bak. Ben de verdim Sözeri’ye. Gerçi iki seneden fazla zamandır gitmiyorum kebapçıya ama bi daha gidersem ben size vermiştim oyumu muhabbeti yaparım heralde.

YSK’ya da sitemlerimi iletmek istiyorum burdan (sıkı takipçim). Keşke elimi boyayaydın da, kasada parmağı gösterip iki bira alabilseydim! Olmaz olmaz, bugün çekti işte canım görünce. Yasak olunca daha mı cazip ne? :p

Hayırlı olsun, ne diyelim. Ankara başta olmak üzere artık bi değişikliğin vakti geldi sanki? Ama kofti olmasın, change we can believe in olsun :)

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.