Arşiv

Posts Tagged ‘John Oliver’

And your e-mails now!

Temmuz 18, 2009 Yorum yapın

andy zaltzman

Bu blogu takip edenlerin veya beni bizzat tanıyanların (ki bu iki grup tahminimce aşağı yukarı aynı insanlara tekabül etmektedir) bileceği üzere The Bugle isimli haftalık podcastın sıkı takipçisiyiz. Andy Zalztman ve John Oliver‘ın hazırladıkları yaklaşık yarım saatlik bu program, haftanın en eğlenceli olaylarından biri benim için.

Nedir, ne değildir meselesine hiç girmiyorum. iTunes’dan indirin dinleyin güzel kardeşim. Şiddetle tavsiye ederim. Ancak, bu yazının bir anlamı olması bakımından, programda her hafta olmasa da genellikle, dinleyicilerden gelen e-maillerin ele alındığı bir bölümün de mevcut olduğunu belirtmekte fayda var. Uzun zamandır ”dur ulen şunlara bi de ben giydireyim” benzeri düşünceler içinde olmama rağmen, bir türlü kafayı ve totoyu toplayıp mail atamamıştım. Ta ki, Andy Zaltzman 81. bölümün hemen başında şu yorumu yapana kadar:

81 of course, surely the most appropriate ever number for a Bugle, John because as I’m sure our millions of Turkish-speaking listeners would be able to tell us 81 in Turkish, well it’s still 81 but it’s pronounced ‘’sex ‘n beer” and ‘’sex ‘n beer” is what we’re all about.

Eheeyy ülen! Beklediğim pas da geldiğine göre bunu gole çevirmek gerek artık diyerek, şu nadide maili kendilerine gönderdim:

Dear only-English-speaking John and Turkish-language-loving-but-I-presume-rubbish-at-speaking Andy!

I can’t really find the right words to tell you about the elated state of utter euphoria I experienced thanks to your ”sex and beer” (81) reference to the Turkish language. I never actually thought that I’d live to see the day! While wholeheartedly congratulating you for this noble yet belated act of Turcophilia as the spokesperson of the millions of Turkish Bugle fans (me and 2 of my mates), I would also like to give you this stark warning:

Episode 81 of the Bugle may mark the golden age of your gigantic capacity for producing incredible amounts of sheer malarkey. You might even feel confident enough to think that ”sex and beer” is what you’re all about. Be warned! If the prophecy of the 91 comes true, you’re sure as hell on the fast lane to oblivion! Why, you might ask. Well, because the Turkish pronunciation for the sinister number of 91 is…. ready? DOCKS AND BEER!

Unless you come up with your own numerical system or simply skip episode 91, there are only 10 episodes between you sipping champagne from crystal stilettos (which I presume you do before, during and after recording each episode) and hitting the docks with some cheap-ass beer!

Cheers and complimentary non-alcoholic cocktails from Ankara!

effectivement

Peki dün iTunes’dan indirdiğim 82. bölümde mailimi okudular mı? Tabi ki, hayır! Yine de yılmak yok, malimizi burada yayınlayarak zaten ölümsüzleştirmiş oluyoruz. Hem belki ilerleyen bölümlerde bahsederler.. (ederler mi ulan?)

Bunlara gülmeyen…

Mart 23, 2009 1 yorum

The Coon / South Park S13E02

Özellikle üniversite yıllarımda (sanki bitmiş gibi oldu nan) sayısız dizi izledim. Hemen aklıma gelenlerden sadece birkaçı; Battlestar Galactica, Lost, Heroes, South Park, Family Guy, My Name is Earl, Top Gear, How I Met Your Mother,  The IT Crowd, Spaced, Eureka, Numbers, Criminal Minds. Bunlardan (ve çok daha fazlasından) bazılarını baştan sona, çok düzenli şekilde izlerken, arada birkaç bölüm izleyip, pek de takip etmediklerim de oldu. Prison Break ve 24 gibi kemik kitleleri olan bazı büyük yapımları ise hiç izlemedim (yuuh!). En yüksek derecede sadakat ve gönülden bağlılıkla izlediklerim arasında üst sıralarda gelen dizilerden biri South Park oldu. Üşenmedim 12. sezona kadar her bölümü çift dikiş izledim. Sebebi de gayet basit; ciddi şekilde eğleniyorum South Park izlerken! Öyle böyle değil ama…

Misal, 13. sezon 1. bölümde Cartman’ın ”Statistically speaking, the most bacteria-ridden place on the planet is the mouth of an American woman” demesiyle kaba etlerimin oturmakta olduğum sandalyeyle olan teması kısa bir süre de olsa kesildi. En son yayınlanan bölümde ise (S13EP02) süper kahramanların esrarengiz biçimde bulundukları yerden başka bir yere göz açıp kapayıncaya kadar geçmeleri ve toz bulutları arasında ortadan kaybolmalarını tiye alan kısım antremansız karın kaslarım için kabus oldu.

Bir tek South Park mı peki? Tabi ki değil.. Öyle olsaydı tutup da Spaced, the IT crowd, Top Gear (araba programı diyeni ekmek kuran çarpar) gibi dizileri, The Daily Show gibi programları ve The Bugle gibi podcastları takip etmezdim dimi? İzlediğim, dinlediğim malzeme içinde mizahın devasa bir yer tuttuğunu düşünecek olursak burada hepsini uzun uzadıya anlatmak pek mümkün değil. Ama son zamanlarda takıntılı olduklarıma bir göz atalım…

The Bugle: the audio newspaper for a visual world

the-buglejpg

Andy Zaltzman ve John Oliver… Bu ikisi okulda sıra arkadaşı olsalar, eğitim öğretim hayatlarının büyük kısmını müdür yardımcısının odasında geçirirlerdi heralde. Podcast diyorum, hemen! Bak hala okuyo! Bırak şimdi blog mlog, koş koş… Gelince devam edersin.

Hah, geldiysen son bölümden (68) tadımlık;

Andy Zaltzman: The Pope also told a mass in Africa that Africa is a continent of hope , which does seem to me, looking at the state of Africa, a bit of a positive spin John. I guess it’s a bit like an estate agent telling you that your property has got a lot of potential after it’s just been bombed during an earthquake in the middle of a snake infestation.

John Oliver: This just goes to show how infectious Obama is. He is so good a speaker that people don’t just want to emulate him, they want to copy him verbatim. [...] Angela Merkel in Germany has been heard talking about how difficult it was for her growing up fatherless as a black man in America.

John Oliver’ı The Daily Show’dan da tanıyor olabilirsiniz. Ayrıca, kendisinin bir de tek kişilik gösterisi bulunmakta. Andy Zaltzman da gösterinin orta yerinde gelip sevenlerini mutlu etmekte.

Ricky Gervais: Out of England

Ricky Gervais - Out of England The Office ve The IT Crowd ve The Simpsons gibi dizilerde yazarlık yapmış, en son da Ghost Town isimli filmde boy göstermiştir kendileri. Belirttiğimiz üzere Out of England isimli bir de tek kişilik gösterisi var kı tadından yenmez. Şiddetle tavsiye olunur…

İkna olmayanlar için eşantiyon;

I’m a bit overweight myself. The other night someone shouted ”No shit!”. I thought it could be that. Wouldn’t that be great? You go to the doctor and the doctor says ”you’re not overweight, you’re just constipated”. Start again!

Tabi ki gözünüzün önünde olmayınca anlamından ve komikliğinden kaybediyor bu yazdıklarım… Ama yine de komedi sevenler ne demek istediğimi anlayacaklardır. Şöyle düşünmek gerek; bu haliyle böyleyse, bir de amcamın performansını izlesem nası olur acep?

BBC Radio 4 Friday Night Comedy Podcast

24939_logojpgBBC’nin tam da kestiremediğim bir keyfiyetle (keyfiyse zaten kestirilmez lan?!) bazen The News Quiz’i bazen de The Now Show’u dinleyicilerine sunduğu podcast olurlar kendileri… The Now Show’a bir itirazım olmamakla birlikte, doğaçlama yapısı gereği daha fırlama dakikalara sahne olan The News Quiz favorimdir efem. Bilmeyenler için kısacık bir tanıtım yapalım. Sağda gördüğünüz teyze olan Sandi Toksvig hakem konumunda, ikişer kişiden oluşan 2 ekip de teyzemin gündemle ilgili ipuçlarından yola çıkarak geyikler üretmekteler. Takımlardaki kişiler programdan programa değişse de Jeremy Hardy ve Andy Hamilton gibi kadrolu sayılabilecek isimler de yok değil. Bundan tadımlık yok, indirin dinleyin kardeşim!

Peki bunlara gülmeyen nedir? Hmm… Muhtemelen İngilizce bilmiyordur :)

Ha, son bir not, tüm bunları yasal yollardan ediniyoruz dimi? Başımız ağrımasın sonra… :p

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.