Arşiv

Posts Tagged ‘bilkent’

Sinop Yazıları (1)

Mayıs 11, 2009 2 yorum

Sinop Birlik faciası

BİR İŞKENCE TÜRÜ OLARAK SİNOP BİRLİK’LE SEYAHAT

Efendim bu kadar uzun bir aradan sonra sizlere Maldivler’den, Hawai’den veya son birkaç haftanın çılgınlığı domuz gribi meselesi olmasa Cancún’dan falan seslenmek isterdim. Olmadı maalesef. Peki ya nerden sesleniyorum? Sinop! (söyleyince bi garip geldi lan)

Sinop’ta ne işim var peki benim? Bilkent Üniversitesi (yani benim okulum), Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nin önderliğinde düzenlenen SINOPE: ONBEŞ YILLIK ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI isimli uluslararası sempozyumda görevliyim. Ne iş yaparsın tam olarak derseniz de ”valla abi ne iş olsa yaparım, karın tokuluğuna çalışırım” derim kısaca… Zira, başka bir yazı malzemesi çıkar eşelersek!

Gelelim ”Bir işkence türü olarak Sinop Birlik’le seyahat” başlıklı bilimsel bildirimize… Bundan sonra böyle arkadaş! Sempozyuma geldim ben, bildiri falan gördüm. Napıyormuşuz biz bundan önce öyle?! Real eye-opener vallahi billahi!

Sadede gelecek olursak, Ankara-Sinop arasında uçuş olmadığı için ”otobüsle seyahat” denen, insanlık dışı muameleye maruz kaldım. Hem de, amiyane tabirle kıçımı (götümü de denir bazı yörelerde) kaldırıp da şu el kadar yazıyı günlerdir tamamlayamadığım için sempozyum bitti de aynı işkenceyi, pardon yolu, bir daha çekmek zorunda kaldım. Aslında bu yazı açısından fena da olmadı, zira nefret duygularım iyice güçlendi Sinop Birlik’e karşı!

O nasıl boktan bir otobüs kardeşim? Sinop-Ankara arası tek firmasın diye de insanlara hayvan muamelesi yapmak zorunda değilsin ki! Ayrıca 403′ün bu kadar tırt bir versiyonunu nasıl buldun? Paran yetmedi de, kendim diktiririm bizim Fahri abiye deyip koltuksuz mu aldın? Yok koltukulu moltuklu aldıysan otobüsü, Alman mühendislerin benim omurgama kastı ne? Kol koyma yerleri neden her 42 saniyede bir pat diye kapanıyor?

Hadi maddi imkansızlık diyelim, yukarıdakileri hoş görelim. Peki Sinop Birlik, bu eksikliklerini güler yüzlü, saygılı ve becerikli insan gücünle kapatabilecek misin? Nerdeee?! Şöför, camını indirmeye bile tenezzül etmeden fosur fosur sigara içti be! ”Rica” ettik de ancak açtı camı! Ulan zaten uyuyamıyorum, hepten sıçtın ağzıma! Muavin amca (evet amca zira babamdan genç olduğunu sanmıyorum) nasıl bir adam öyle? Niye gelip okuma ışığımı kapatıyosun lan? Hadi ilkinde yetişemedim hızına, kapattın gittin. İkinci kapatıştaki bahane nedir öyle?

Effectivement: Ben kendim açtım, kitap okuyacam, kapatmasana şunu!

Muavin: Gece ışıkları açık zaten (küçük mavi olanlardan bahsediyo)

E: Ee onlarla nasıl okuyayım ben kitabı?!

M: Şimdi sen bunu burdan açarsan, sistem sıkıntı yapar, bi yerden sorun çıkarır.

E: (sistem? ampul?) Abi ne diyosun sen? Bi tane ışık açtım alt tarafı! Bunları isteyen olursa kafasına göre açsın diye yapmışlar zaten!

M: (katiyen dinlemez, kapatır ışığı gider)

E: (M’nin çekirdek ailesi anılır, inadına açsam mı bi daha diye düşünülür, sinirler yerinden oynadığı için bu fikrin de ailesi anılır, hiçbir kabahati olmayan Jane Austen’e de sövülür, Elizabeth’de artık uyansındır, adamı uyuz etmesindir…uyunmaya çalışılır…. da çalışılır….)

Sinir stres bütün yol! Varan’da, Ulusoy’da uyuyamayan bünye Sinop-Kastamonu arası virajlar diyarında, böyle bir otobüste nasıl uyusun? Uyuyamadı tabi. Zombi oldu, Ankara’ya zombisi geldi.

Epey de saldırgan. En son Bilkent Üniversitesi civarında görüldü. Dikkatli olmakta fayda var!

Hrrrrrr…..!

PS: 5 saatin üstü tüm otobüs yolculukları yasaklansın!

Veni! Vidi! Vici?

Nisan 22, 2009 2 yorum

gümüş madalya sahibini buluyor

Dört gün aradan sonra – ve yoğun istek üzerine -  tekrar sizlerleyim sevgili okularım. Döndüm ki ne döndüm! Gümüş madalyayla!!

Coşkumu yine amerikanca ifade etmek ve Suck it biaaatch! diye haykırmak istiyorum.

Gazımızı attığımıza göre konuya girebiliriz.

Efendim, blogu takip edenlerinizin bileceği üzere dün okulda (bkz. Bilkent Üniversitesi) squash turnuvasına katıldım. Squash oynamaya yaklaşık 2 ay önce başladığım için başlangıç seviyesinden girdim doğal olarak. ”Başlangıç seviyesinden girmişsin, bi de hava mı atıyosun?” dediğinizi duyar gibiyim. Henüz demeyin.

Erkek başlangıç seviyesinden giren sadece 4 kişiydik, haliyle herkes (servis geçmeli, 9 sayı üzerinden 2 set alanın kazandığı) üçer müsabaka yaptı, bendeniz de üç müsabakanın ikisini kazanarak 2. oldum. Yani, veni tamam, vidi de var ama vici tam olmadı sanki. Hah, şimdi deyin ne diyecekseniz.

Benim de diyeceklerim var zira. Keşke son senemde değil de okula girdiğim sene başlasaymışım squash’a. Halamızın da bıyığı olsa amcamız olurmuş diyerek hayıflanmayı kısa kesiyorum. Napalım yeni başladık. Mecburen başlangıç seviyesinden giriyoruz turnuvaya. Önemli olan devam ettirmek ki raket parası evlat acısı gibi koyduğu için çok büyük ihtimalle devam ederim ben bu spora.

Başlangıç seviyesi olsa da, hayatımda girdiğim ilk squash turnuvasında oynadığım üç müsabakadan ikisini kazanmışım, dimi? Neredeyse % 67 başarı oranı yani. Daha ne? Ayrıca hemen belirteyim, finalde (9-2, 9-2) kaybettiğim rakip başlangıçtan ziyade orta seviyede bir oyuncuydu ama ilk turnuvası olduğu için başlangıç seviyesinden girebilmiş. Kaybettiğim için çamur atmıyorum, gerçekler böyle. Dolayısıyla, kendimi fahri 1. ilan ediyorum. Oldu mu sana %100 başarı oranı?

gümüş

Şu çömez halimle dünkü turnuvaya ve genel anlamda squash’a ilişkin söyleyebileceklerim:

  • Babam yaşında at kuyruklu hocaların nasıl oynadıklarını görünce daha 40 fırın ekmek yemem gerektiğinin daha bi farkına vardım. İleri seviyede oynanınca çok hareketli, heyecanlı ve yalnızca kaslardan ziyade kafayı da çalıştırmayı gerektiren bir spor.
  • Belki masa tenisi hariç olmak üzere raket sporlarıyla uğraşan kızların genel anlamda vücutları, ama özellikle bacakları inanılmaz oluyor! OMFG!! Böyle kızlarla tanışacaksam hergün squash oynarım ben.
  • Master programına kabul edilir de Bilkent’te 1 sene daha kalırsam, güz dönemi turnuvasında o pis şişkoyu yenmezsem ben de neyim!
  • Benim gibi başlangıç seviyesindeki kişilerin kendilerini geliştirmeleri için youtube’da bir sürü video mevcut. Özellikle expertvillage tarafından yüklenen videoları tavsiye ederim. Değişik vuruşları dikkatle inceleyip daha sonra kortta uygulayarak ve tabi ki defalarca tekrarlayarak ilerleme kaydetmek mümkün.

Son derece zevkli bir spor. Cümlenize tavsiye olunur.

Sevgiler, saygılar.

Categories: Geyik, Spor Etiketler:, ,
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.