Bindik bir alamete!

Sorumlu ve biraz da meraklı her vatandaş gibi biz de televizyonun başından ayrılamıyoruz son birkaç saattir. Bu durumdan en çok da bağırsaklarım muzdarip! Şaka bir yana, bu blogun ruhuna uygun olmadığı için parti ve aday ismi zikretmeyeceğim. Tek endişem, son yarım saattir televizyonlar ve çeşitli adaylar tarafından beynimize kazınan ”aksaklıklar” ve ”sıkıntıların” tam bir seçim rezaletiyle sonuçlanabilecek olması ihtimali.
Bazı semtlerdeki sandıklardan elde edilen bilgilerin YSK’ya ulaşmaması, bu semtlerin bazılarında elektriklerin (her halde birileri tarafından bilinçli olarak) kesildiği iddiaları ve partililerin benzer durumlar karşısında uyanık olmaları yönündeki çağrılar, önümüzdeki günler ve hatta haftalar boyunca Türkiye’nin gündemini meşgul edecek konular hakkında hiç de olumlu sinyaller göndermiyor.
Biraz da hayalgücümün yardımıyla düşünebildiğim iki uç senaryoyu paylaşmak istiyorum.
- Birinci ve iyimser senaryo: Yukarıda bahsettiğim iddilar, açılan sandık sayısı arttıkça yerini yavaş yavaş sükunete bırakır. Özellikle İstanbul ve Ankara gibi kritik şehirlerde Büyükşehir Belediye Başkanlıkları şaibeye yer bırakmayacak farklarla kazanılır ve nispeten gergin geçen birkaç saatin ardından herşey normal bir seçim sonrası olması gereken haline döner.
- İkinci ve karamsar senaryo: Yukarıdaki iddialar, saatler ilerledikçe iyice körüklenir, parti teşkilatları sahip olduklarını iddia ettikleri verileri iyice çarpıtarak yandaşlarını galeyana getirir. Artık bu noktadan sonra, yolsuzluk iddiaları havada mı uçuşur, gençlik kolları adı altında örgütlenen bıçkın delikanlılar sandık mı basar, farklı siyasi gruplar arasında sopalı, bıçaklı ve hatta düpedüz silahlı meydan muharebeleri mi çıkar, mesele Anayasa Mahkemesi’ne götürülür de Türkiye uluslararası boyutta bir seçim rezaletiyle mi gündeme gelir, orası size kalmış.
Umalım da, Zimbabve vari seçim hikayelerinin kaynağı olmasın Türkiye. Bir beş sene daha yollar rezil olsun, her yağmurda seller aksın, şehirlerimiz çirkin, kirli ve kasvetli betonarme yığınları haline gelsin çok daha iyidir!



Kim ne demiş?